"TÜRK SPORUNDA DİYOJENİN AYAK SESLERİ"

 

ürk sporunda, elinde feneri ile ahlak arayan Diojeni görmemiz çok yakın. Ülke sporunda etik, ahlak konularının arka plana atıldığı bir döneme şahit oluyoruz.

Mustafa Kemal ATATÜRK aslında bizim takımı tutardı söylemlerinin sığlığını yırtan söz ile başlayalım.

Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısının severim”

 

Atatürk bugün yaşasaydı renklerin uyumunu, taraftar sayısını veya şampiyonlukları değil sahadaki ahlakı seçeceği gün gibi açıktı…

 

Ahlak;

“İnsanın, iyi ve kötü olarak vasıflandırılmasına yol açan manevi hasletleri, huyları ve bunların tesiriyle sergilediği iradeli davranışlar bütünü”. “Fertlerin yaptıkları seçimleri ve nasıl davranacaklarını etkileyen, doğru ve yanlışa yönelik ilkeler”. “Toplumsal yaşamda, belirli kişi, grup ya da toplum için, belirli zamanda ve belirli bir yerde geçerli olan (ya da geçerli olması beklenen) değer yargılarının, örf, âdet, norm ve kuralların oluşturduğu bir sistem bütünüdür” gibi birçok tanım ile karşımıza çıkar ahlak.

 

Ahlâk gelişimini en fazla etkilediğini düşündüğüm alanlar ve bu alanlarda koyulan olumsuz hedefler ise aşağıdaki gibidir,

 

1. Aile ( üstün çocuk yetiştirme arzusu ).

2. Siyaset ( İktidar olma uğruna sergilenen her yol mubah davranışlar ).

3. Çalışma hayatı ( Makam, mevki, para kazanma ve yükselme arzusu ile bir diğerini ezme ).

4. Spor ( Sürekli kazanma arzusu )

 

Aile, siyaset ve çalışma hayatı içerisindeki ihtiraslar toplumun genel ahlaki gelişimi içerisinde büyük rol oynasa da sosyoloji alanı içerisinde kaybolmamak adına bu yazımda “Spor Ahlakı” konusunu ele almak istedim.

Spor ahlakı; Yukarıda belirttiğim gibi aile, siyasi yaşam, çalışma hayatı içerisindeki çekişmeler vb gibi ilişkilerin bütünü olup toplumsal değerlerin televizyondan sportif müsabaka diye izlediğimiz göstergesidir. Sporcunun kendisine, rakibine ve izleyenlere olan saygısının ifadesidir.

Ülkemizde yaşanan birkaç olay ile konumuzu pekiştirelim;

Yılın Spor Adamı !

Ülkemizdeki spor ahlakından iki çift laf etmeden önce kenara şu fotoğrafı koyalım da, "ama sizde hep işe karamsar taraftan bakıyorsunuz hiç mi güzel olay yok" diyenlere yol gösterelim.

 

Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, 64. Milliyet Spor Ödülleri’nde ‘Yılın Spor Adamı’ seçildi. Aziz Yıldırım, ödülünü Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören’in elinden aldı.

Ne kadar güzel değil mi Türk Futbol tarihinde önemli başarılara imza atan bir kulübün başkanı yılın spor adamı seçiliyor.

Buraya kadar her şey normal görünüyor.

 

Nisan 2018 de yapılan Ödül töreninden yaklaşık 1 yıl geriye gidelim, bakalım Aziz Yıldırım nasıl güzel işlere imza atmış ta bu ödüle layık görülmüş.

........ ........ .......

 

 

Mayıs 2017

 

 

"Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, Yakın Doğu Üniversitesi Başkanını tokatladı". (1)

 

 

Takdire şayan hareket!

bu olay üzerine hak mahrumiyeti cezası alan Aziz Yıldırım için, 11 ay çalışıp bir ödül vermek için titizlikle çalışarak üstün gayret gösteren Milliyet'i tebrik ediyorum! :)

 

Şimdi rahatladım, artık spor ahlakından dem vuran yazıma gönül rahatlığı ile başlayabilirim :)

 

Sporcu Ahlakı! - Eski Milli sporcu "Temsilidir"

 

Sporcular ile ilgili etik davranışlara katma değer katan herhangi bir habere rastlamanız biraz zor olsa da başkasının hakkını gasp eden sporcu haberi ile bolca karşılaşmanız mümkün. Kısa süre önce sosyal medya ve haber sitelerinden takip ettiğimiz ve herkesin ayıpladığı spor olayından başlayalım.

Haber şu başlık ile duyuruldu;

“Muğla'nın Marmaris ilçesinden düzenlenen Uluslararası Arena Aquamasters Yüzme Şampiyonası'nda 40 yaşındaki eski milli sporcu, 13 yaşındaki rakibini itti!”

“40 yaşındaki eski milli sporcu, 13 yaşındaki rakibini itti ”

Bu kısa cümlede ibretlik birçok çıkarım var, kendisinden 27 yaş küçük rakibine geçilen “eski milli sporcu” 13 yaşındaki çocuğu bitişe birkaç metre kala iterek yarışmayı kazanmasını engelliyor. Defalarca videoyu izleyip, acaba yanlışlıkla mı yaptı diye başa sarıp durduk tüm ülke olarak. Hiç masum görünmeyen itme olayı sonrası herkes tarafından ayıplandıktan sonra , “eski milli yüzücü”, “havanın kapalı, gözlüğünün buğulu olması nedeniyle küçük sporcuyu görmediğini, çarptığını da fark etmediğini iddia etti.” Yarış sonrası Seyfi Diker’le çekilen fotoğrafını da sosyal medyadan paylaşıp özür diledi.

Daha sonra, 13 yaşındaki Seyfi Diker 22.01’lik dereceyle genel klasmanda şampiyon ilan edilse de bitiş çizgisine varmadan yaşadığı olay sebebi yaşadığı yıkım hafızasından silineceğini düşünmüyorum.

Herkesin ayıpladığı bu olay sonrası aklımda beliren soru şu oldu?

 

· Milli sporcu olabilmek için en iyi dereceyi yapmak yeterli mi?

· Milli olmak bir ülkeyi temsil edebilmek için etik değerlerin bir önemi var mı?

 

Bu sorular bir kenarda dursun biz devam edelim,

Teknik adam ahlakı! – Marcelo Bielsa – Yaşın ne önemi var, taktir et!

Hazır yaş farkı ve ahlaktan bahsetmişken aslında konunun saha içinde değil saha dışında oluştuğuna da değinelim.

 

63 yaşındaki teknik adam, 48 yaşındaki teknik adam hakkında ne dedi bakalım;

Marcelo Bielsa: "Manchester City maçlarını izlerken kendimi cahil hissediyorum. Oyunlarını anlamaya ve kopyalamaya çalışıyorum ama Guardiola'nın oyununu taklit edemezsiniz"

Yahu Marcelo Bielsa bunu dedi de ne oldu diyen arkadaşlar için açıklayayım,

Saha dışındaki duruşunuz, saha içinde koca koca camiaları temsil eden sporcular için Kuzey Yıldızı mahiyetinde olacaktır. Sizin durduğunuz yer her zaman sporcunuz için doğru yönü göstermelidir.

Başka takımının antrenörünün kalitesini kendinde eksik gördüğü oyun anlayışından bahsederek gündeme getiren teknik adamın takımı, rakibe kaybedince yedek kulübesindeki diğer sporcuları yumruklamaya yeltenmeyeceği gün gibi açıktır!

 

Türkiye’de bir antrenör diğerini kendine cahil benzetmesi yaparak övecek, taraftardan önce yönetim tarafından aforoz edilir……

 

Futbolun neresine elinizi uzatsanız elinizde kaldığı şu dönemde, dünyada güzel olaylar da yaşanmadı değil, karakteri, zekası ve yeteneği ile ön plana çıkan spor adamları da oldu tabi ki.

Dünyanın öbür ucunda Tokyo’da yaşanan olayda….

Şaka şaka yine bizim uşaklardan bahsedicem o kadar uzağa gidemem … dayanamadım :)

 

Yusuf Yazıcı – 21 Yaşındaki Doğuştan Kaptan

21 yaşındaki futbolcuyu az sonra okuyacağınız duayen isimlerden önce anlatmak kolay olmayacaktır. Ancak yıllar sonra yaptığı ve yapacağı işler ile Türk futbolunun, sahaya etik değerlere önem veren karakteri ile etki etmiş Yusuf Yazıcı’sı olarak ismini yazdıracağına güvenim tam.

 

Doğuştan Kaptan,

Galatasaray – Trabzonspor maçı, ceza sahası içinde yapılan hareket sonucu hakem Galatasaray lehine penaltı noktasını tereddütsüz göstermişti.

Futbolda sıkça karşılaştığımız anlardan biri bu, penaltı için gri sayılabilecek bir pozisyon,

Ancak Trabzonspor kalecisi Arda için pozisyon penaltı değil ve o anlarda yıkım yaşamakta,

 

Buradan sonra cereyan eden olayların kahramanlarından Yusuf 21, kaleci Arda ise daha 17 yaşında olmasına rağmen verdikleri fotoğraf ile sahada dev gibi karakterlerini ortaya koyacaklardı.

 

İkili arasında yaşanan diyalog;

Arda Akbulut: ''Abi valla penaltı değil.

Yusuf Yazıcı: ''Problem değil, sen bu forması giyerek ne kadar iyi olduğunu gösteriyorsun. Ben sana çok güveniyorum, hocamız da bu formayı verdi. Rahat ol.

Yusuf Yazıcı: ''İşte bunu çıkarırsan müthiş olur ama çıkarmazsan da bir şey kaybetmiş olmasın''

Yusuf, maç sonunda da Arda'ya, "Kaldır başını, Biz Trabzonspor’uz. Kaybetsek de başımız öne eğilmez. Penaltı pozisyonunu ise asla düşünme, daha çok penaltı kurtaracaksın" diyerek saha içerisinde karakter tecrübesini sonuna kadar yansıtmıştır.

 

Peter Norman "Kara Güç Selamı "

19. Olimpiyat Yaz Oyunları Mexico City’de 12 / 27 Ekim 1968 günleri arasında yapıldı. Oyunlara 112 ülkeden 781 kadın, 4735 erkek, toplam 5516 sporcu katıldı. ( 2 )

 

Buraya kadar diğer olimpiyatlardan pek farklı yanı yok Mexico olimpiyatlarının, ancak yaşanan olaylardan biri sayesinde 50 yılı aşkın süre geçmesine rağmen hala hafızalarda kalmaya devam ediyor.

Erkekler 200 metre yarışını Amerikalı Tommy Smith 1’inci, John Carlos ise 3’üncü tamamlıyor. Peki 2. Olan kim?

2’inci sırayı alan ise başlığımızın kahramanı Avustralya’lı atlet Peter Norman’dan başkası değil tabi ki.

 

200 metre yarışının üçüncüsü John Carlos ve birincisi Tommie Smith‘e göre Amerika’daki zencilerin ikinci sınıf muamele görmesine dikkat çekmek için tüm dünyanın izlediği Olimpiyat Oyunlar’ından daha uygun bir ortam olamaz.

Bir protesto planı yaparlar ve yarışı ikinci bitiren Avustralyalı beyaz tenli Peter Norman‘a anlatırlar, Norman tereddütsüz “Sizinleyim” der.

Carlos yıllar sonra Norman’ın cenazesinde şunları söyleyecektir.

“Yapacağımızın atletik bir başarıdan çok daha büyük olduğunu biliyorduk. Planımızı anlatırken Norman’ın gözlerinde korku olacağını düşünmüştüm, sadece “sevgi” gördüm. ( 3 )

Kürsüye çıkan üç sporcudan Amerikalı Smith ve Carlos iki çift siyah eldiven alıyorlar. Smith sağ, Carlos ise sol eline takarken, Peter Norman yakasına “İnsan Hakları için Olimpiyat Projesi” bir kokart takıyor. Peter Norman’ın yaptığı bu davranış onun kariyerini kötü etkilese sporun centilmen tarihinde en üst sıralarda olmayı hak ediyor. (3)

03 Ekim 2006, Melbourne, Avustralya da hayatını kaybeden eski atletin en yakınında sizce kim var dı?

Metin Oktay ve Can Bartu – Jübilede 10 dakika, gönüllerde bir ömür boyu!

Sürekli Trabzonspor’dan dem vuracak değiliz ya Galatasaray’ın efsanevi ismi Metin Oktay ve Fenerbahçe’nin unutulmaz ismi Can Bartu’nun Türk futbol tarihine damga vuran spor olayından bahsetmeden de geçemeyiz hani.

“1969 yılında Galatasaray ve Fenerbahçe arasında oynanan maçta Metin Oktay, Fenerbahçeli Can Bartu ile karşılaşma başında forma değiştirdi ve iki yıldız isim 10 dakikalığına rakip formalarla mücadele etti”.

İyi de neden?

Metin Oktay ın o dönem nasıl bir futbolcu olduğunu anlatmama gerek yok sanırım. Tüm kulüpler bir metin Oktay için varını yoğunu satacak durumda, tabi Fenerbahçe’de. Bilindi üzere metin Oktay Futbolu Galatasaray’da bırakır ve Fenerbahçe’ye transfer olmaz.

Metin Oktay jübile maçında Fenerbahçe ile karşılaşmak ister. Fenerbahçeli yönetici Eşref Aydın’da bu isteğe karşı şu sözleri dile getirir. “Tek bir şartım var. Fenerbahçe kulübü ve taraftarı her zaman sana hayrandı. 10 dakikalığına da olsa Fenerbahçe formasını giyer misin?"

Metin Oktay, bu isteğe karşılık şu cevabı verir: “Şeref duyarım”.

Sonrası malum…

Böylece iki isim formalarını değiştirip futbolun renklerden ibaret olmadığını bir kez daha bizim gözümüzün içine sokmuşsa da günümüz GS-FB maç rezaletlerine bakınca pek anlaşıldığını da düşünmüyorum.

 

Bir süre sonra Fransız futbol dergisi Metin Oktay ile röportaj yapar ve kendisine şu soruyu sorar:

Yaklaşık bir yıl önce, ezeli rakibiniz Fenerbahçe’ye ağları yırtan bir gol attınız. Bu gol ile ilgili olarak ne düşünüyorsunuz?

Metin Oktay: O gol bugün bile hatırlanıyor ise bu Fenerbahçe’nin büyüklüğünden dolayıdır (5)

Mekânınız cennet olsun taçsız krallar.

BC Zalgiris'in Koçu Jasikevicius – Hayatta spordan önemli şeyler var !

Yarı final serisinin ortasında oyuncusuna "Doğum izni" veren Jasikevicius, izin vermesinden daha önemli bir açıklama ile insanlık dersi verdi desek az olmaz bence.

"BEN İZİN VERDİM"

Jasikevicius, 2-1 önde oldukları serinin üçüncü maçının ardından düzenlenen basın toplantısında bir muhabirin, "Lima'nın yarı final serisinin ortasında çocuğunun doğumu için gitmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?" sorusu üzerine,

"SENCE BASKETBOL HAYATTAKİ EN ÖNEMLİ ŞEY Mİ?"

Muhabir ile Jasikevicius arasındaki diyaloğu www.haberler.com’un paylaştığı gibi aynen aktarayım;

Muhabir: Yarı final serisinin ortasında bir oyuncunun takımdan ayrı kalması normal bir şey mi?

Jasikevicius: Senin çocuğun var mı? Çocuğun olduğu zaman genç adam, işte o zaman anlarsın. Çünkü bu insanın yaşayabileceği en büyük deneyim. Güzel soru, gerçekten. Sence basketbol hayattaki en önemli şey mi?

Muhabir: Hayır ama yarı final önemli.

Jasikevicius: Yarı final? Kimin için önemli?

Muhabir: Takım.

Jasikevicius: Hangi takım? Tribünde kaç taraftar olduğunu gördün mü? Önemli? İlk çocuğunu gördüğün zaman dünyada neyin en önemli şey olduğunu anlayacaksın. O zaman gel ve benle muhabbet et. Çünkü dünyada hiçbir şey bir çocuğun doğumundan daha büyük ve önemli değil. Ne şampiyonluklar ne de hiçbir şey. Augusto Lima şu an duygusal olarak cenneti yaşıyor. Onun için çok mutluyum…. (6)

 

ŞİMDİ KENDİME SÜREKLİ SORDUĞUM SORULARI SİZE DE SORAYIM;

 

SPOR İÇİN SPORTİF BAŞARI EN ÖNEMLİ ŞEY Mİ?

 

SPORTİF BAŞARILARIMIZ İLE SAĞLIKLI BİR NESİL YETİŞTİREBİLİRİZ MİYİZ?

 

SPORTİF BAŞARI UĞRUNA ADİL OLMAK, DÜRÜST OLMAK, SORUMLU DAVRANMAK VE SAYGI DUYMAKTAN VAZGEÇEBİLİR MİYİZ?

 

www.ozcandemir.net

 

Bu yazı toplamda 926 kere görüntülenmiştir.